Gaziantep Üniversite Hastanesi Haber Bülteni

“Sağlıklı Bir Başlangıç En Büyük Hedefimiz”


Bültenimizin bu ayki konuğu, Gaziantep Üniversitesi Çocuk Hastanesi Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Samet Benli oldu.

Yenidoğan yoğun bakım hizmetlerinden prematüre bebeklerin bakımına, bilim dalının gelişim hedeflerinden ailelere önerilerine kadar birçok önemli konuyu değerlendiren Benli, “Temel hedefimiz her bebeğin yaşama mümkün olan en sağlıklı başlangıcı yapmasını sağlamak” sözleriyle yenidoğan sağlığındaki temel yaklaşımlarını paylaştı.

Bilimsel yaklaşımın, güçlü ekip çalışmasının ve multidisipliner tedavinin önemine dikkat çeken Benli, “Teknoloji tek başına yeterli değildir; deneyimli ekip çalışması nitelikli yenidoğan yoğun bakım hizmetinin temelini oluşturur” diyerek, prematüre bebeklerden kompleks yenidoğan hastalarına uzanan tedavi süreçlerini ve Neonatoloji Bilim Dalı’nın geleceğe yönelik hedeflerini bültenimize anlattı.

Dr. Öğr. Üyesi Samet Benli ile gerçekleştirdiğimiz o röportajın geri kalanı sizlerle…

 

Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Kayseri’de dünyaya geldim. 2010 yılında Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık eğitimimi Adıyaman Üniversitesi’nde tamamlayarak 2019 yılında uzman oldum. Mecburi hizmetimin ardından Fırat Üniversitesi’nde Neonatoloji Yan Dal eğitimimi tamamladım ve 2022 yılında Neonatoloji uzmanı oldum. Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde yaklaşık iki buçuk yıl üçüncü basamak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde görev yaptım. Kasım 2025’te ise Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı’nda Doktor Öğretim Üyesi olarak göreve başladım.

Gaziantep Üniversitesi Çocuk Hastanesi Neonatoloji Bilim Dalı’nda göreve başlamanız sizin için ne ifade ediyor?

Gaziantep Üniversitesi’nde göreve başlamak, uzun süredir hedeflediğim akademik yolculuğun önemli bir aşaması oldu. Neonatoloji yan dal eğitimimden itibaren klinik deneyimlerimi bilimsel çalışmalarla birleştirmeyi ve genç hekimlerin yetişmesine katkı sunmayı istiyordum. Klinik hizmet, eğitim ve bilimsel üretimin birbirini tamamladığına inanıyorum. Bu üç alanı birlikte sürdürebilmek hem bölgemizdeki yenidoğanlara daha nitelikli sağlık hizmeti sunmak hem de geleceğin hekimlerinin yetişmesine katkı sağlamak açısından benim için çok değerli.

Neonatoloji Bilim Dalı bünyesinde bir süre öğretim üyesi bulunmadı. Bu süreçten sonra göreve başlamanızla birlikte klinikte nasıl bir değişim ve yeniden yapılanma söz konusu oldu?

Öğretim üyesinin bulunmadığı dönemde klinik hizmetler sağlık ekibimizin büyük özverisiyle sürdürülmüş. Göreve başlamamla birlikte mevcut yapıyı güçlendirerek klinik hizmet, eğitim ve akademik faaliyetleri daha sistematik hâle getirmeyi hedefledik. Günlük vizitler, hasta başı eğitimleri, olgu tartışmaları, seminerler ve güncel literatür değerlendirmelerine ağırlık verdik. Bu süreçte hasta sayımız ve vaka çeşitliliğimiz de arttı. Gaziantep’in yanı sıra çevre illerden de ileri düzey değerlendirme ve tedavi gerektiren hastalar kabul etmeye başladık. Prematüreler, solunum desteği gereken yenidoğanlar, doğumsal anomaliler ve cerrahi sorunları bulunan kompleks hastaları multidisipliner yaklaşımla takip ediyoruz. Hedefimiz; nitelikli eğitim sunan, bilimsel üretimi destekleyen ve bölgenin kompleks yenidoğan hastalarına ileri düzey hizmet verebilen güçlü bir bilim dalı oluşturmaktır.

GAÜN Çocuk Hastanesi Neonatoloji Bilim Dalı nasıl bir ekipten oluşuyor? Neonatoloji Bilim Dalı’nı farklı kılan nedir?

Bilim dalımızda öğretim üyesi, bir araştırma görevlisi doktor, 18 yenidoğan yoğun bakım hemşiresi ve altı yardımcı sağlık personeliyle hizmet veriyoruz. Yenidoğan yoğun bakım kesintisiz takip ve büyük dikkat gerektirdiğinden ekipteki her arkadaşımız önemli bir sorumluluk üstleniyor. Güncel bilimsel gelişmeleri ve tedavi protokollerini yakından takip ediyor, teknolojik olanakları kanıta dayalı tıpla birlikte kullanıyoruz. Üniversite hastanesi olmamızın önemli avantajlarından biri de farklı çocuk yan dalları ve diğer branşlarla yakın iş birliği içinde çalışabilmemizdir.

Neonatoloji Bilim Dalı’nın yenidoğan bebeklerin sağlığı açısından üstlendiği rolü anlatır mısınız?

Neonatoloji; doğumdan sonraki ilk 28 günlük dönemde bebeklerin sağlığının korunması, hastalıkların erken tanınması ve tedavisinden sorumludur. Özellikle prematüre, düşük doğum ağırlıklı, solunum desteğine ihtiyaç duyan, enfeksiyon riski bulunan veya doğuştan hastalığı olan bebeklerin bakımında kritik bir rol üstlenir. Temel hedefimiz her bebeğin yaşama mümkün olan en sağlıklı başlangıcı yapmasını sağlamaktır.

En sık hangi sağlık sorunları nedeniyle yenidoğan bebekler Neonatoloji bünyesinde takip ve tedavi ediliyor?

En önemli hasta grubumuzu prematüre bebekler oluşturuyor. Bunun yanında doğum sonrası solunum sıkıntıları, yenidoğan sarılığı, kan grubu uyuşmazlıkları, enfeksiyon ve sepsis, kan şekeri düşüklüğü, beslenme güçlükleri ve sıvı-elektrolit bozuklukları sık karşılaştığımız sorunlardır. Doğum sırasında oksijensiz kalmaya bağlı hipoksik iskemik ensefalopati, nöbetler, beyin kanamaları, doğuştan kalp hastalıkları ve çeşitli doğumsal anomaliler de yoğun bakım izlemi gerektirebilir. Cerrahi tedavi gereken özofagus atrezisi, bağırsak tıkanıklıkları, diyafram hernisi, omfalosel, gastroşizis ve nekrotizan enterokolit gibi hastalarda çocuk cerrahisiyle birlikte takip sağlıyoruz.

Erken doğan (prematüre) bebeklerin bakımında en kritik noktalar nelerdir? Aileler bu süreçte nelere dikkat etmelidir?

Prematüre bebeklerde en kritik noktalar solunumun desteklenmesi, vücut ısısının korunması, enfeksiyonların önlenmesi, uygun beslenmenin sağlanması ve büyüme ile nörogelişimin yakından izlenmesidir. Anne sütü bu bebekler için yalnızca besin değil, enfeksiyonlardan ve bağırsak hastalıklarından koruyucu çok değerli bir tedavi unsurudur. Klinik durum uygun olduğunda kanguru bakımı da hem bebeğe hem anne-bebek bağlanmasına önemli katkı sağlar. Ailelerin el hijyenine dikkat etmesi, bebeği sigara dumanından ve hasta kişilerden uzak tutması gerekir. Taburculuk sonrasında beslenme, kilo alımı, göz ve işitme taramaları, nörogelişimsel kontroller ve aşılar aksatılmamalıdır. Solunum güçlüğü, morarma, emmede azalma, ateş veya belirgin hareket azalması gibi durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Günümüzde yenidoğan yoğun bakımında kullanılan teknolojik imkânlar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Günümüzde yenidoğan yoğun bakımında kullanılan ileri teknolojiler ve güncel tedavi yöntemleri sayesinde, özellikle çok küçük prematürelerin ve ağır hastalığı bulunan yenidoğanların yaşam şansı önemli ölçüde artmıştır. Temel hedefimiz yalnızca bebeklerin hayatta kalmasını sağlamak değil, aynı zamanda sağlıklı büyüme ve gelişimlerini desteklemektir.

Modern kuvözler ve gelişmiş monitörler sayesinde bebeklerin vücut ısısı, solunumu, kalp atımı ve oksijen düzeyi yakından izlenebilmektedir. Solunum sıkıntısı olan bebeklerde nazal CPAP gibi girişimsel olmayan solunum desteklerinden, gerektiğinde ileri mekanik ventilasyon yöntemlerine kadar farklı tedaviler uygulanabilmektedir. Prematürelerde surfaktan tedavisi de solunum sorunlarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir.

Doğum sırasında oksijensiz kalan uygun bebeklerde beyin hasarını azaltmaya yönelik terapötik hipotermi uygulanabilmekte; yatak başı ultrasonografi, ekokardiyografi ve beyin aktivite monitörleriyle hastalar yakından değerlendirilebilmektedir. Ayrıca hassas infüzyon sistemleri, fototerapi cihazları ve gelişmiş beslenme yöntemleri yenidoğan bakımının önemli parçalarıdır.

Elbette teknoloji tek başına yeterli değildir. Bu olanakların deneyimli hekimler, yenidoğan hemşireleri ve farklı uzmanlık alanlarının iş birliğiyle doğru ve güvenli şekilde kullanılması, nitelikli yenidoğan yoğun bakım hizmetinin temelini oluşturmaktadır.

Anne adaylarının sağlıklı bir gebelik süreci geçirmesi ve prematüre doğum riskini azaltması için önerileriniz nelerdir?

Sağlıklı gebelik için gebelik öncesinden başlayarak düzenli kontroller önemlidir. Diyabet, hipertansiyon, tiroit hastalıkları ve kansızlık gibi durumların kontrol altına alınması; gebelik boyunca anne ve bebeğin düzenli izlenmesi gerekir. Dengeli beslenme, uygun kilo alımı, önerilen vitamin ve minerallerin kullanılması, sigara ve alkolden uzak durulması önem taşır. Enfeksiyon belirtileri ihmal edilmemeli ve doktor önerisi dışında ilaç ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır. Daha önce prematüre doğum öyküsü, çoğul gebelik veya rahim ağzı yetmezliği gibi riskleri bulunan gebeler daha yakın takip edilmelidir. Düzenli kasılma, kanama, su gelmesi veya bebeğin hareketlerinde azalma gibi belirtilerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Meslek hayatınızda sizi etkileyen bir hasta ya da deneyimi paylaşmak ister misiniz?

Tek bir hastayı diğerlerinden ayırmak benim için zor. Yenidoğan yoğun bakımda tedavisi tamamlanarak sağlıklı şekilde taburcu edilen her bebeğin hikâyesi ayrı bir değer taşıyor. Özellikle çok küçük prematürelerin haftalar, bazen aylar süren zorlu tedavi süreçlerinin ardından kendi kendine nefes almaya, anne sütüyle beslenmeye ve kilo almaya başladığını görmek çok özel bir duygu. Bebeği sonunda annesinin kucağına verip ailesiyle birlikte evine uğurlamak, mesleğimizin en kıymetli anlarından biri ve çok büyük bir mesleki tatmin kaynağıdır.

İleriye yönelik projeleriniz var mı?

En önemli hedeflerimden biri Neonatoloji Bilim Dalımızın gelişimine katkı sunmak; fiziki ve teknolojik imkânlarımızı güçlendirerek daha fazla yenidoğana nitelikli sağlık hizmeti verebilmektir. Bilimsel gelişmeleri, güncel tedavi protokollerini ve yeni teknolojileri yakından takip ederek ünitemizi sürekli geliştirmek istiyoruz. Eğitim faaliyetlerini güçlendirmek ve klinik deneyimlerimizi bilimsel araştırmalara dönüştürmek de önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bireysel olarak akademik açıdan ilerlemeyi, ulusal ve uluslararası nitelikli çalışmalar üretmeyi hedefliyorum. Temel amacımız; sürekli öğrenen, kendini yenileyen, bilimsel üretimi destekleyen ve giderek daha fazla bebeğe şifa sunabilen güçlü bir Neonatoloji Bilim Dalı oluşturmaktır.

Röportaj/Fotoğraf: Elif Emiroğlu Sönmez