“Patoloji, Doğru Tanının ve Tedavinin Temelini Oluşturuyor”
Bültenimizin bu ayki konuğu, Gaziantep Üniversitesi(GAÜN) Hastanesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Akça oldu.
Meslek hayatının önemli bir bölümünü Gaziantep Üniversitesi’nde geçiren Akça, yeniden GAÜN çatısı altında görev yapmanın kendisi için taşıdığı anlamı paylaşırken; patolojinin hastalıkların tanısındaki kritik rolünden, özellikle kanser hastalarının tedavi süreçlerine sağladığı katkıya kadar birçok önemli konuya değindi.
Bir biyopsi örneğinin laboratuvara ulaşmasından hastanın eline ulaşan patoloji raporuna kadar geçen sürecin, sanıldığından çok daha kapsamlı ve titiz bir çalışma gerektirdiğini belirten Akça, “Patolog yalnızca tümörün tanısını koyan değil, tümörün biyolojik ve moleküler kimliğini ortaya koyarak kişiselleştirilmiş tedavi sürecine de katkı sağlayan hekimdir” dedi. Patolojiyi “tıbbın dedektifliği” olarak tanımlayan Akça, mikroskobun başında verilen her kararın bir insanın yaşamına dokunduğunu vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Akça ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj sizlerle…
Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Lise eğitimimi İzmir Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimime başladım ve 2008 yılında mezun oldum. Tıbbi Patoloji uzmanlık eğitimimi Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlayarak 2015 yılında patoloji uzmanı oldum. Uzmanlık sonrasında mecburi hizmet kapsamında Gaziantep Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı’nda göreve başladım ve sonrasında da aynı bölümde uzman hekim olarak çalışmaya devam ettim. 2025 yılında Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne geçerek Doktor Öğretim Üyesi olarak akademik ve eğitim faaliyetlerimi sürdürdüm. Bugün yeniden Gaziantep Üniversitesi çatısı altında, tanı hizmetlerinin yanı sıra bilimsel araştırma ve eğitim çalışmalarına devam ediyorum.
Mesleki olarak özellikle gastrointestinal sistem patolojisi, akciğer ve mediasten patolojisi ile nöropatoloji alanlarıyla ilgileniyorum. Akademik çalışmalarımda ise tümörlerde prognostik ve tedaviyi yönlendiren prediktif belirteçler, moleküler patoloji ve dijital patoloji konularına ağırlık veriyorum.
Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nde göreve başlamanız sizin için ne ifade ediyor? GAÜN’ü tercih etmenizde neler etkili oldu?
Gaziantep Üniversitesi benim için yeni bir kurum değil; meslek hayatımın önemli bir bölümünü burada geçirdim. Bu nedenle yeniden burada görev yapmak, uzun yıllardır tanıdığım ve mesleki olarak güçlü bir bağ kurduğum bir akademik ortama dönüş anlamına geliyor.
Gaziantep Üniversitesi Hastanesi, bölgenin önemli referans merkezlerinden biri olması, geniş ve çeşitli hasta profili ve güçlü klinik branşlarıyla hem tanısal patoloji hem de akademik çalışmalar açısından önemli olanaklar sunuyor. Akademik kariyerimin bu döneminde; klinik hizmeti, eğitimi ve bilimsel üretimi birlikte sürdürebileceğim, farklı disiplinlerle ortak çalışmalar geliştirebileceğim bir ortamda bulunmayı özellikle önemsiyorum. Bu nedenle GAÜN’e dönüşümü, geçmişte edindiğim deneyimi yeni bilimsel çalışmalarla birleştirebileceğim ve akademik hedeflerimi daha ileriye taşıyabileceğim yeni bir dönem olarak görüyorum.
GAÜN Hastanesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı nasıl bir ekipten oluşuyor? GAÜN Hastanesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı’nı farklı kılan nedir?
Anabilim Dalımız üç öğretim üyesi, yedi araştırma görevlisi hekim ve laboratuvarımızın farklı birimlerinde görev alan deneyimli teknik ve idari personelden oluşan güçlü bir ekiple hizmet veriyor. Patoloji, doğası gereği ekip çalışmasının çok önemli olduğu bir alan. Bir doku ya da hücre örneğinin laboratuvara kabulünden mikroskobik incelemeye hazır hale getirilmesine ve nihai tanının oluşturulmasına kadar uzanan süreçte, patologların yanı sıra araştırma görevlisi hekimlerimizin ve deneyimli teknik ekibimizin emeği ve titizliği büyük önem taşıyor.
Bölümümüzün önemli avantajlarından biri, Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nin geniş ve çeşitli hasta profiline sahip büyük bir referans merkezi olması. Bu durum, günlük pratikte sık karşılaştığımız hastalıkların yanı sıra nadir ve tanısal açıdan güç olgular konusunda da önemli bir deneyim birikimi sağlıyor. Aynı zamanda farklı klinik branşlarla yakın iletişim ve multidisipliner çalışma olanağı, özellikle kompleks olguların değerlendirilmesinde önemli bir güç oluşturuyor.
Laboratuvarımızda rutin histopatolojik ve sitopatolojik incelemelerin yanı sıra geniş bir immünohistokimyasal inceleme olanağı ve bazı moleküler tekniklerin uygulanmasına yönelik altyapı da bulunuyor. Günümüzde patolojinin yalnızca mikroskobik tanıyla sınırlı olmadığını; immünohistokimyasal ve moleküler belirteçlerin özellikle kanserlerin sınıflandırılması, prognozunun öngörülmesi ve uygun tedavinin belirlenmesinde giderek daha fazla önem kazandığını düşündüğümüzde, bu altyapının daha da geliştirilmesini oldukça önemsiyoruz.
Bölümümüzü asıl güçlü kılan ise bütün bu olanakların deneyimli bir ekip, geniş olgu çeşitliliği ve eğitim-araştırma kültürüyle bir araya gelmesi.
Patoloji nedir ve bir hastanın tanı ve tedavi sürecinde nasıl bir rol üstlenir?
Patoloji, hastalıkların hücre, doku ve organlarda oluşturduğu değişiklikleri inceleyerek tanıya ulaşan ve klinik sürecin yönlendirilmesine katkı sağlayan temel tıp disiplinlerinden biridir. Hastadan alınan küçük bir biyopsiden ameliyatla çıkarılan büyük bir organa kadar pek çok örnek patolog tarafından değerlendirilir. Özellikle kanserlerde tümörün tipi, derecesi, yaygınlığı, cerrahi sınırlar ve hastalığın seyri açısından önem taşıyan pek çok özellik patolojik inceleme ile ortaya konulur.
Ancak günümüzde patolojinin rolü yalnızca “Bu hastalık nedir?” sorusuna yanıt vermekle sınırlı değil. Özellikle kanser tedavisindeki gelişmelerle birlikte tümörlerin immünohistokimyasal ve moleküler özelliklerinin belirlenmesi giderek daha fazla önem kazandı. Saptanan bazı biyobelirteçler ve moleküler değişiklikler, hastanın hedefe yönelik tedavilerden veya immünoterapiden yararlanma olasılığının değerlendirilmesine doğrudan katkı sağlayabiliyor.
Dolayısıyla patolog bugün yalnızca tümörün tanısını koyan değil, tümörün biyolojik ve moleküler kimliğini ortaya koyarak kişiselleştirilmiş tedavi sürecine de katkı sağlayan hekimdir. Kısaca söylemek gerekirse, doğru tedaviye giden yol öncelikle doğru ve kapsamlı bir patolojik tanıdan geçiyor.
Halk arasında patoloji denildiğinde çoğunlukla kanser tanısı akla geliyor. Patoloji yalnızca kanser hastalıklarıyla mı ilgilenir?
Patoloji yalnızca kanser hastalıklarıyla ilgilenmez. Kanser tanısı patolojinin çok önemli bir bölümünü oluşturmakla birlikte, aslında pek çok hastalığın kesin tanısında patolojik incelemeye ihtiyaç duyulur. Enfeksiyon hastalıkları, iltihabi ve otoimmün hastalıklar, karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı akciğer ve gastrointestinal sistem hastalıkları ile deri hastalıkları bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Örneğin bir karaciğer ya da böbrek biyopsisinde hastalığın nedenini ve oluşturduğu hasarın derecesini belirlemeye, bir bağırsak biyopsisinde inflamatuvar bir hastalığı değerlendirmeye ya da bir doku örneğinde enfeksiyöz bir etkenin oluşturduğu değişiklikleri ortaya koymaya çalışabiliriz. Bunun yanında kanser öncüsü lezyonların tanınması ve bazı hastalıklarda tedaviye yanıtın değerlendirilmesi de patolojinin çalışma alanına girer.
Aslında patolojiyi yalnızca “kanseri teşhis eden bölüm” olarak değil, hastalığın dokuda bıraktığı izleri okuyarak tanıya ulaşan bir tıp disiplini olarak düşünmek daha doğru olur.
Bir hastadan biyopsi alındığında, laboratuvara ulaştıktan sonra tanı konuluncaya kadar nasıl bir süreçten geçiyor?
Patolojik inceleme, bir örneğin bir cihaza verilerek otomatik olarak sonuç elde edildiği bir süreç değildir; her olgu, dokunun hazırlanmasından mikroskobik değerlendirmeye kadar pek çok aşamada uzman değerlendirmesi gerektirir. Laboratuvara ulaşan biyopsi örneği önce kayıt altına alınır, ardından patolog tarafından makroskopik olarak değerlendirilerek gerekli alanlar örneklenir. Dokular çeşitli işlemlerden geçirilerek parafin bloklara gömülür, çok ince kesitler hazırlanıp boyanır ve mikroskop altında değerlendirilir.
Çoğu olguda tanıya bu değerlendirmeyle ulaşabiliriz. Ancak gerektiğinde benzer hastalıkları birbirinden ayırmak, tümörün kökenini veya özelliklerini belirlemek ve tedavi açısından önemli belirteçleri değerlendirmek amacıyla özel boyamalar, immünohistokimyasal ve moleküler incelemeler yapılabilir. Kısacası hastanın eline ulaşan patoloji raporunun arkasında, teknik hazırlık ile hekimin bilgi, deneyim ve yorumunu bir araya getiren çok aşamalı ve titiz bir süreç bulunuyor.
Hastalar patoloji sonuçlarını beklerken “Neden bu kadar uzun sürüyor?” diye merak edebiliyor. Bir patoloji raporunun hazırlanması neden zaman alabiliyor?
Patolojide her olgu aynı sürede sonuçlanmayabilir. Çünkü patolojik tanı, bir cihazın ürettiği sayısal bir sonucun okunmasından ibaret değildir; mikroskobik bulguların hastaya ait klinik bilgiler ve gerektiğinde yapılan ek incelemelerle birlikte patolog tarafından yorumlanmasıyla oluşturulur. Bazı biyopsiler rutin incelemeyle kısa sürede sonuçlanırken, bazı olgularda doğru tanıya ulaşabilmek için ek örnekleme ve kesitler, özel boyamalar, immünohistokimyasal veya moleküler incelemeler gerekebilir.
Elbette sonucu mümkün olan en kısa sürede vermeyi önemsiyoruz; ancak patolojide hızdan daha önemli olan tanının doğru ve güvenilir olmasıdır. Özellikle kanser hastalarında patoloji raporu tedavinin yönünü doğrudan etkileyebildiği için, gerektiğinde yapılan bu ek incelemeler ve bunların gerektirdiği süre, hastaya en doğru tanıyı verebilmenin önemli bir parçasıdır.
Dijital patoloji ve yapay zekâ günümüzde giderek daha fazla konuşuluyor. Bu teknolojiler patolojinin geleceğini nasıl değiştirecek?
Dijital patoloji, mikroskopta değerlendirdiğimiz doku kesitlerinin yüksek çözünürlüklü olarak dijital ortama aktarılmasını ve bilgisayar ekranında incelenebilmesini sağlıyor. Bu dönüşüm yalnızca mikroskobun yerini ekranın alması anlamına gelmiyor; görüntülerin arşivlenmesi, uzaktan konsültasyon ve eğitim olanaklarının geliştirilmesi, bazı bulguların daha objektif ve ölçülebilir biçimde değerlendirilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor.
Yapay zekâ ise dijital patolojiyle birlikte çok daha geniş bir uygulama alanı kazanıyor. Geliştirilen algoritmalar tümör alanlarının belirlenmesi, hücrelerin sayılması, bazı immünohistokimyasal belirteçlerin nicel olarak değerlendirilmesi ve patolog açısından dikkat gerektiren alanların önceliklendirilmesi gibi birçok konuda karar destek aracı olarak kullanılabiliyor. Gelecekte bu sistemlerin tanısal doğruluğun ve standardizasyonun artırılmasına, aynı zamanda patologların iş yükünün daha etkin yönetilmesine önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.
Yapay zekâ patologun yerini alan bir teknoloji değil, patologun bilgi ve deneyimini destekleyen güçlü bir araçtır. Benim de bilimsel olarak özellikle ilgilendiğim dijital patoloji alanında, insan deneyimi ile teknolojinin birlikte kullanılmasının geleceğin patoloji pratiğinin önemli bir parçasını oluşturacağına inanıyorum.
Patoloji uzmanları tanı sürecinin perde arkasındaki kahramanları diyebilir miyiz? Bu yönüyle mesleğinizi nasıl tanımlarsınız?
“Perde arkasındaki kahramanlar” güzel bir ifade. Çünkü patologlar çoğu zaman hastayla doğrudan karşılaşmasalar da tanı ve tedavi sürecinin merkezinde yer alırlar. Hastanın belki hiç görmediği bir hekim olarak, bazen çok küçük bir doku parçasından yola çıkarak hastalığın ne olduğunu ortaya koyuyor ve özellikle kanser hastalarında tedavinin planlanmasına yön verecek önemli bilgileri klinisyenlerle paylaşıyoruz.
Ben patolojiyi biraz tıbbın dedektifliği gibi görüyorum; dokudaki ipuçlarını, hastaya ait klinik bilgilerle bir araya getirerek doğru tanıya ulaşmaya çalışıyoruz. Bu görünmeyen süreç büyük bir dikkat, bilgi birikimi ve sorumluluk gerektiriyor. Hastayla yüz yüze gelmesek bile verdiğimiz doğru bir tanının onun tedavi yolculuğunu değiştirebileceğini bilmek, mesleğimizin hem en büyük sorumluluklarından hem de en anlamlı yanlarından biri. Bu nedenle patologları, tanı sürecinin görünmeyen ama vazgeçilmez hekimleri olarak tanımlayabilirim.
Meslek hayatınızda sizi etkileyen bir hasta ya da deneyimi paylaşmak ister misiniz?
Meslek hayatım boyunca beni etkileyen pek çok olgu oldu; ancak tek bir hastadan ziyade, özellikle tanısı güç bir olguda doğru tanıya ulaştığımız ve bunun hastanın tedavi sürecini değiştirdiğini gördüğümüz anlar benim için her zaman çok anlamlı olmuştur. Bazen çok küçük bir biyopsi örneğinde yaptığımız ayrıntılı değerlendirme ya da saptadığımız önemli bir bulgu, hastanın tanısının tamamen farklı bir yöne gitmesini veya uygun tedaviye ulaşmasını sağlayabiliyor.
Patolog olarak çoğu zaman o hastayla hiç karşılaşmıyoruz; belki adımızı dahi bilmiyor. Ancak mikroskobun başında verdiğimiz kararın bir insanın bundan sonraki yaşamına dokunduğunu bilmek, mesleğin sorumluluğunu her defasında yeniden hatırlatıyor. Sanırım beni mesleğimde en çok etkileyen ve motive eden şey de bu.
GAÜN Hastanesi Patoloji Bilim Dalı olarak önümüzdeki dönemde geliştirmeyi veya hayata geçirmeyi planladığınız çalışmalar ve hedefleriniz neler?
Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz, bölümümüzün güçlü tanısal deneyimini güncel bilimsel ve teknolojik gelişmelerle daha ileri taşımak. Özellikle hastanemizin onkoloji alanındaki gelişimine paralel olarak, kanser tanısı ve tedavisinde giderek daha fazla önem kazanan moleküler patoloji ve prediktif belirteçler konusundaki olanaklarımızı geliştirmeyi; böylece hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi süreçlerine daha güçlü katkı sağlamayı önemsiyoruz.
Tıbbi gelişmelerin son derece hızlı olduğu bir dönemde, yenilikleri yakından takip eden ve bilimsel olarak doğrulanmış yeni yaklaşımları tanısal pratiğe hızlı ve güvenli biçimde adapte edebilen bir bölüm olmayı hedefliyoruz. Dijital patoloji ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi, multidisipliner bilimsel çalışmaların artırılması ve araştırma görevlilerimizin eğitiminin güçlendirilmesi de önceliklerimiz arasında.
Amacımız; bilimsel üretimi, eğitimi ve yeni teknolojileri birlikte geliştiren, hastanemizin özellikle onkoloji alanındaki gücüne katkı sağlayan modern bir akademik patoloji merkezi olmak.


