Gaziantep Üniversite Hastanesi Haber Bülteni

MİLİMETRİK DOKUNUŞLARLA HAYATA DOKUNAN BİR BRANŞ: NÖROŞİRÜRJİ


Bültenimizin bu ayki sayısında Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Aksoğan ile bir araya geldik.

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Aksoğan ile beyin ve sinir cerrahisinin geniş ve çok yönlü yapısını, klinik uygulamalardaki güncel yaklaşımları ve hastaların en sık karşılaştığı omurga sorunlarını konuştuk.

Pediatrik nöroşirürji ve fonksiyonel cerrahi başta olmak üzere beyin ve omurga cerrahisinin birçok alanında aktif olarak görev yapan Aksoğan, erken tanının öneminden teknolojinin cerrahiye katkısına, modern yaşam alışkanlıklarının omurga sağlığı üzerindeki etkilerinden mesleğin zorluklarına kadar pek çok konuda önemli bilgiler verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Aksoğan ile gerçekleştirdiğimiz o röportajla sizlerleyiz…

 

Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

Adana’da doğdum ve büyüdüm. İlköğretim ve lise öğrenimimi Adana’da tamamladım. Sonrasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp hayatıma başladım ve beyin ve sinir cerrahisi yolculuğum da Gazi Üniversitesi’nde başladı. 2021’de ihtisasımı bitirdikten sonra zorunlu hizmetim için Bayburt’a gittim. Meslek hayatıma 2024’ten bu yana doktor öğretim üyesi olarak Gaziantep Üniversitesi’nde devam ediyorum. Evliyim ve bir oğlum var. Yoğun bir iş hayatım olması nedeniyle çok fazla boş vaktim olmuyor ama bu zamanlarda da ailemle vakit geçiriyorum. Fırsat buldukça ailemle seyahat etmek en keyif aldığım aktivite.

 

Alanınızda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Ne tür cerrahi işlemler yapıyorsunuz?

 

Beyin ve sinir cerrahisi oldukça geniş ve çok yönlü bir alan. Klinik pratiğimde beyin ve omurga cerrahisinin farklı alt alanlarında aktif olarak çalışıyorum. İlgi alanlarım arasında özellikle pediatrik nöroşirürji ve fonksiyonel cerrahi (sinir sisteminin işlevini düzenlemeye yönelik cerrahiler) yer alıyor. Tez çalışmalarımı da pediatrik beyin cerrahisi üzerine gerçekleştirdim. Bununla birlikte, günlük pratiğimde bel ve boyun fıtıkları başta olmak üzere omurga hastalıklarına yönelik cerrahiler de önemli bir yer tutuyor. Bu alanda mümkün olan durumlarda minimal invaziv (daha küçük kesilerle yapılan) cerrahi teknikleri tercih ederek hastaların daha hızlı iyileşmesini hedefliyorum. Aynı zamanda beyin tümörleri, travmatik beyin yaralanmaları ve acil nöroşirürjik girişimler de pratiğimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Özetle, beyin ve sinir cerrahisinin farklı alanlarında aktif olarak çalışmakla birlikte, hem hasta odaklı hem de güncel cerrahi teknikleri içeren bir yaklaşımı benimsemeye özen gösteriyorum. Akademik olarak da bu alanlarda çalışmalarımı sürdürerek kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

 

GAÜN Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı nasıl bir ekipten oluşuyor? GAÜN Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nı farklı kılan nedir? Yenilikleriniz var mı?

 

GAÜN Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı, geniş cerrahi yelpazesi ve multidisipliner yaklaşımıyla öne çıkan bir merkez. Özellikle endokrinoloji, nöroloji ve pediatri ile yakın iş birliği içerisinde çalışıyor olmamız, hastalarımıza daha bütüncül bir tedavi yaklaşımı sunmamıza olanak sağlıyor. Kliniğimizde hem mikroskopik hem de endoskopik cerrahi teknikler aktif olarak uygulanmakta; bu anlamda hibrit cerrahi yaklaşımını benimsiyoruz. Aynı zamanda hem beyin hem de omurga cerrahileri kapsamlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bizi farklı kılan en önemli özelliklerden biri ise, Türkiye’de genellikle Ankara ve İstanbul gibi merkez şehirlerde yapılan ileri düzey nöroşirürjik girişimlerin büyük bir kısmının kliniğimizde de başarıyla uygulanabiliyor olması. Bu yönüyle GAÜN Beyin ve Sinir Cerrahisi, Türkiye’nin sayılı merkezlerinden biri konumunda.

 

Tıp yolculuğunuz nasıl başladı? Beyin ve sinir cerrahisini seçmenizin arkasındaki hikâye nedir? Nöroşirurji(Beyin ve sinir cerrahisi) sizin için ne ifade ediyor?

 

Tıp yolculuğum insan hayatına doğrudan dokunma isteğiyle başladı. Eğitim sürecimde özellikle cerrahi branşlara ilgim arttı ve zamanla beyin ve sinir cerrahisine yöneldim. Nöroşirürji; yüksek dikkat, sabır ve ciddi bir sorumluluk gerektiren bir alan. İnsan sinir sistemine müdahale ediyor olmak, bu branşı hem zorlayıcı hem de son derece anlamlı kılıyor. Bir hastanın yaşam kalitesinde cerrahiyle belirgin bir fark oluşturabilmek, bu alanı seçmemdeki en önemli motivasyonlardan biri oldu.

 

Beyin-sinir cerrahisi konusunda en çok yaptığınız cerrahi operasyon nedir? Hastalarınızın size en sık başvurma nedenleri nelerdir?

 

Günlük pratiğimizde en sık karşılaştığımız durumlar bel ve boyun fıtıkları, beyin tümörleri ve kafa travmaları oluyor. Bu nedenle en sık yaptığımız cerrahiler arasında disk hernisi ameliyatları ve tümör cerrahileri yer alıyor. Hastalar genellikle şiddetli baş ağrısı, kol veya bacaklarda uyuşma, güç kaybı ya da uzun süren bel-boyun ağrıları gibi şikâyetlerle başvuruyor. Erken değerlendirme bu noktada oldukça önemli.

 

Beyin ve omurga sağlığını tehdit eden günümüz yaşam alışkanlıkları hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Günümüzde modern yaşamın getirdiği alışkanlıklar, özellikle omurga ve dolaylı olarak sinir sistemi sağlığını ciddi şekilde etkiliyor. Uzun süre masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları; bel ve boyun fıtıkları başta olmak üzere birçok omurga hastalığının görülme sıklığını artırıyor. Özellikle bilgisayar ve akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte, öne eğik baş pozisyonu ve uzun süre sabit kalma gibi faktörler boyun sağlığını olumsuz etkiliyor. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz eksikliği, fazla kilo ve kas dengesizlikleri de omurga üzerindeki yükü artıran önemli etkenler arasında. Diğer taraftan, yoğun stres, düzensiz uyku ve yaşam temposu da sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Bu durum hem ağrı algısını artırabiliyor hem de bazı nörolojik şikâyetlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle günlük yaşamda doğru duruş alışkanlıklarının kazanılması, düzenli fiziksel aktivite, ergonomik çalışma koşullarının sağlanması, sağlıklı yaşam rutinlerinin oluşturulması, beyin ve omurga sağlığını korumada büyük önem taşıyor.

 

Erken tanı hastanın yaşam kalitesini ne kadar değiştiriyor?

 

Erken tanı, beyin ve sinir cerrahisi hastalıklarında çoğu zaman belirleyici bir faktör. Özellikle beyin tümörleri, omurga hastalıkları ve bazı nörolojik durumlarda hastalığın erken evrede tespit edilmesi, tedavi seçeneklerini artırıyor ve cerrahi başarı oranını belirgin şekilde yükseltiyor. Erken dönemde müdahale edilen hastalarda, sinir dokusunda kalıcı hasar oluşmadan tedavi mümkün olabiliyor. Bu da hastaların hem günlük yaşamlarına daha hızlı dönmelerini sağlıyor hem de uzun vadede yaşam kalitelerini ciddi şekilde koruyor. Geç kalınmış durumlarda ise hastalık ilerlemiş olabiliyor, bu da hem daha kompleks cerrahiler gerektirebiliyor hem de kalıcı nörolojik kayıp riskini artırabiliyor. Bu nedenle hastaların şikâyetlerini ihmal etmemesi ve erken dönemde bir uzmana başvurması büyük önem taşıyor.

 

Beyin cerrahisinde teknolojinin gelişimi tedavi süreçlerini nasıl değiştirdi?

 

Teknolojideki gelişmeler beyin cerrahisinin hem tanı hem de tedavi süreçlerinde çok önemli değişiklikler sağladı. Gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde artık hastalığın yerini, boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini çok daha detaylı değerlendirebiliyoruz. Bu da ameliyat planlamasını daha güvenli hale getiriyor. Cerrahi alanda ise mikroskoplar, nöronavigasyon (ameliyat sırasında yön bulmayı sağlayan sistemler) sistemleri ve endoskopik teknikler sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik müdahaleler yapabiliyoruz. Bu teknolojiler, sağlıklı dokuların korunmasına yardımcı olurken komplikasyon riskini de azaltıyor. Ayrıca minimal invaziv yaklaşımların gelişmesiyle birlikte daha küçük kesilerle yapılan ameliyatlar mümkün hale geldi. Bu da hastaların ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltıyor ve hastanede kalış sürelerini azaltıyor.

 

Bu mesleğin risklerinden bahseder misiniz? 

 

Beyin ve sinir cerrahisi, doğası gereği yüksek risk barındıran bir branş. Çünkü müdahale ettiğimiz alan, vücudun en hassas ve en kritik yapılarını içeriyor. Milimetrik hataların bile ciddi nörolojik sonuçlara yol açabileceği bir alanda çalışıyoruz. Bu nedenle hem teknik bilgi hem de deneyim büyük önem taşıyor. Aynı zamanda uzun süren ameliyatlar, yüksek konsantrasyon gereksinimi ve karar verme süreçlerinin ağırlığı, mesleğin mental yükünü de artırıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, doğru planlama ve ekip çalışmasıyla riskler en aza indirilmeye çalışılıyor. Bir hastanın sağlığına kavuştuğunu görmek ise tüm bu zorlukların en büyük karşılığı oluyor.

 

Meslek hayatınızda sizi etkileyen bir hasta ya da deneyimi paylaşmak ister misiniz?

 

Meslek hayatımda birçok unutulmaz an var ancak en zorlayıcı ve akılda kalan dönemlerden biri COVID-19 süreciydi. Zaten nöroşirürjik girişimler normal şartlarda bile yüksek dikkat ve hassasiyet gerektirirken, pandemi döneminde bu zorluk katlanarak arttı. Koruyucu tulumlar ve özel gözlüklerle ameliyat yapmak zorundaydık. Uzun süren ameliyatlarda bu ekipmanların içinde ciddi şekilde terliyor, gözlüklerin buğulanmasına rağmen görüşümüzü korumaya çalışıyorduk. Buna rağmen cerrahi hassasiyetten ödün vermemek zorundaydık. O şartlar altında gerçekleştirdiğim ameliyatlar benim için mesleki anlamda çok öğretici ama bir o kadar da zorlayıcı deneyimler oldu. O dönemi ve yaşadığımız zorlukları unutmam mümkün değil.

 

İleriye yönelik projeleriniz var mı?

 

Beyin ve sinir cerrahisi alanında özellikle genetik temelli yaklaşımların önümüzdeki yıllarda çok daha belirleyici olacağına inanıyorum. Bu doğrultuda, nöroonkoloji alanında genetik çalışmalar yapmak gelecek projelerim arasında önemli bir yer tutuyor. Amacım, hastalıkların moleküler düzeyde daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak ve bu bilgiyi klinik pratiğe yansıtarak kişiye özel tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine destek olmak. Bu süreçte ulusal ve uluslararası bilimsel iş birlikleri içerisinde yer almayı da hedefliyorum.

 

Röportaj/Fotoğraf: Elif Emiroğlu Sönmez