Gaziantep Üniversite Hastanesi Haber Bülteni

“İYİLEŞEN BİR ÇOCUĞUN MUTLULUĞU TÜM YORGUNLUĞUMU UNUTTURUYOR”


Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini üstlenen ve GAÜN Çocuk Nefroloji -Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyeliği görevini yürüten, mesleki bilgi ve tecrübeleriyle adından sıklıkla söz ettiren Sayın Prof. Dr. Ayşe Balat bültenimizin bu ayki konuğu oldu.

 

Öğretim üyelerinin amacının; mesleki bilgi ve becerilerini etik değerlerle yoğurarak ülkeyi ileriye taşıyacak gelecek nesilleri yetiştirmek olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Balat, “Hekimlik mesleğini severek yaptığım için her türlü güçlüğe rahatlıkla katlanabiliyorum. İyileşen bir çocuğun bakışındaki mutluluk, ebeveynlerin minnettarlığı her türlü yorgunluğumu unutturuyor. İdari görevleri ise her zaman bayrak yarışı olarak gördüğüm için kendi sürecimde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

 

Sayın Balat sözlerine ek olarak, “Cumhuriyetimizin 100. yılının gururunu yaşarken sağlıklı, eğitimli, kültürlü, bilgili ve çalışkan nesillerin yetiştirilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.  

 

Yoğun temposuna rağmen bizi geri çevirmeyip röportaj teklifimizi kabul eden ve sorularımızı yanıtlayan Sayın Balat’a çok teşekkür ediyor, çocukluk çağı romatizmal hastalıkları hakkında tüm merak edilenleri bulabileceğiniz röportajımız ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

 

Öncelikle kısaca kendinizden söz edebilir misiniz?

 

İlk-orta ve lise öğrenimimi Gaziantep’te tamamladım. 1986 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni birincilikle bitirdim. Aynı üniversitede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık sürecimi tamamladım. İki yıl süreyle Texas Çocuk Hastanesi’nde çocuk nefroloji eğitimi aldım, 2000 yılında Çocuk Nefroloji, 2011 yılında da Çocuk Romatoloji Yan Dal uzmanlığımı aldım. 1998 yılında Doçent, 2005 yılında Profesör oldum.

1992-1994 ve 1996-1999 yılları arasında İnönü Üniversitesi, 1999-2017 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi, 2017-2020 yılları arasında İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yaptım. Akademik çalışmalarımın yanı sıra çeşitli idari görevlerim de oldu (İnönü Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü, 2007-2010 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı, Bölüm-Anabilim ve Bilim Dalı Başkanlıkları). 16 Ekim 2020 tarihi itibari ile Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak görevime devam etmekteyim.

Alanımla ilgili ulusal ve uluslararası birçok dernek üyeliğim, ulusal ve uluslararası ödüllerim bulunmaktadır.

Erişkin ve çocuk nefroloji uzmanlarının üyesi olduğu Mediterranean Kidney Society (Akdeniz Böbrek Derneği)'nin eski Başkanı ve şu anki Sekreteriyim. Ayrıca International Association for the History of Nephrology (Uluslararası Nefroloji Tarihi Derneği)'nin yeni dönem başkanıyım.

 

Romatizmal hastalıkları nasıl tanımlarsınız?

 

Romatizmal hastalıklar başta kas ve eklemler olmak üzere cilt, göz, santral sinir sistemi, akciğer ve böbrekleri de etkileyebilen akut veya kronik seyirli bir çoklu sistem hastalığıdır. Yani bilinenin aksine sadece eklem ve kasları değil birçok sistemi etkileyebilmektedir.

 

Alanınızda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

 

1992 yılında yardımcı doçent olarak göreve başladığım İnönü Üniversitesi’nde,  2000 yılında ise Gaziantep Üniversitesi’nde diyaliz ünitesi, çocuk nefroloji ve çocuk romatoloji bilim dallarının kurulmasına öncülük ettim. Gaziantep’te ilk kez çocuklarda karın diyalizi (periton diyalizi) uygulamasını başlattım.

 

GAÜN Hastanesi çocuk romatoloji bilim dalı kaç kişilik bir ekipten oluşuyor? Bu ekibi farklı kılan nedir? Özellikli işlemleriniz var mıdır?

 

Çocuk Romatoloji Bilim Dalı’nda benimle birlikte iki yan dal uzmanlık öğrencisi görev yapmaktadır. Bilim dalımızda çocukluk çağında görülen her türlü romatizmal hastalığın takip ve tedavisi yapılabilmektedir. Kapilleroskopi dediğimiz bir cihazla bazı romatizma hastalıklarından dolayı etkilenen tırnak diplerindeki kılcal damarların durumu incelenebilmekte, gerekli vakalarda eklem içine kortizon enjeksiyonu yapılabilmektedir. Ağır vakalarda plazma değişim tedavisi ve immunoadsorpsiyon dediğimiz yöntemle bağışıklık sistemine karşı oluşan antikorlar kandan uzaklaştırılabilmektedir. Bölgemizde bütün bu yöntemlerin uygulanabildiği donanımlı bir klinik olması açısından önemlidir.

 

Ülkemizde ve bölgemizde çocuklarda en sık rastlanılan romatolojik hastalıklar nelerdir?

 

Ailesel Akdeniz ateşi, juvenil idiopatik artrit (çocukluk romatizması), sedef hastalığının seyrinde görülen artrit (psöriatik artrit), entezit ile ilişkili artritler, ankilozan spondilit, sistemik lupus eritamatozus,  vaskülitler, Henöch- Schonlein purpurası, Kawasaki hastalığı, Behçet hastalığı, dermatomiyozit, skleroderma, fibromiyalji ve eklem gevşekliği (hipermobilite sendromu) gibi romatolojik hastalıklar değişik sıklıklarda ülkemiz ve bölgemizde görülebilmektedir.

 

Çocuklarda romatizmal hastalıkların sebepleri nelerdir? Genetik önemli midir?

 

Çoğu romatizmal hastalıkların nedeni tam olarak bilinmese de genetik, bağışıklık sistemi ve çevresel faktörler (stres, ultraviyole ışığa maruz kalma, bazı ilaçların kullanımı) hastalıktan sorumlu olabilmektedir. Bazı romatolojik hastalıklar, bazı ailelerde daha sık görülmektedir.

 

Çocukluk çağı romatizma hastalıklarında erken tanının önemi nedir?

 

Çocuklarda romatizmal hastalıklar her yaşta görülebilmektedir. Her hastalıkta belirtiler farklı olsa da romatizmal hastalıkların çoğu tekrarlayan ateş, eklem ağrısı, eklem hareketlerinde kısıtlılık, şişlik ve kızarıklık ile başlayabilmektedir. Bazen vücutta yaygın döküntüler, ağızda tekrarlayan aftlar, genital bölgede aftöz lezyonlar, tekrarlayan karın ağrısı, görme bozukluğu, nöbet geçirme, solunum sıkıntısı, kalp ve böbrek fonksiyonlarında bozukluk tabloya eşlik edebilmektedir. Tanıda gecikme olduğu takdirde bu hastalarda eklem hareketlerinde bozulma-sakatlık hali, görme kaybı, inme, kalp, solunum ve böbrek yetmezliği görülebilmektedir. Etkilenen organları korumak amacıyla, yukardaki belirtileri dikkate alarak erken tanı konulması ve etkin tedavi oldukça önemlidir.

 

Çocuklarda görülen romatizmal hastalıkların tedavisinde yenilikler var mıdır? Varsa nelerdir?

 

Romatizmal hastalıkların çoğunda devam eden (kronik) bir yangı (inflamasyon) söz konusudur. Ağrı ön planda olduğu için kortizon içermeyen ağrı kesiciler birinci basamakta tercih edilen ilaçlar olmaktadır. Ancak çoğu vakada hastalık kontrolü için kortizon ve bağışıklık sistemini baskılayan diğer ilaçların kullanımı gerekmektedir.

 

Bu hastaların tedavisindeki en önemli yenilik biyolojik ajanların kullanımı olmuştur. Bu ajanlar diğer ilaçlara göre daha özgün bir şekilde hastalıktan sorumlu mekanizmalara karşı geliştirilmiş ilaçlardır. Hastalık aktivitesinin daha kısa sürede baskılanması, hastalığa bağlı oluşan doku ve organ hasarının önlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve iş gücü kaybının önlenmesinde oldukça önemli etkileri vardır. Ancak bu ilaçlar mutlaka romatoloji uzmanlarının bilgisi ve kontrolü dahilinde kullanılmalıdır. Çünkü bağışıklık sistemini de güçlü şekilde baskıladıklarından vücudun enfeksiyonla savaşması zorlaşmaktadır. Özellikle tüberküloz gibi aktif olmayan bazı enfeksiyonlarda alevlenme görülebilmektedir.

 

Sayın hocam, hekimliğiniz yanında idari göreviniz de var. Bu yoğun tempoda neler hissediyorsunuz?

 

Gerçekten yoğun bir tempoda çalışıyorum. Her iki görevimi de layıkıyla yapmak istiyorum. Hekimlik mesleğini severek yaptığım için her türlü güçlüğe rahatlıkla katlanabiliyorum. İyileşen bir çocuğun bakışındaki mutluluk, ebeveynlerin minnettarlığı her türlü yorgunluğumu unutturuyor. İdari görevleri ise her zaman bayrak yarışı olarak gördüğüm için kendi sürecimde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

 

Sizi çok etkileyen bir anınız var mıdır?

 

Bu vakalar kronik seyirli olduğu için her hastamızla anılarımız oluyor, aileden biri gibi oluyorsunuz. İnönü Üniversitesi’nde görev yaptığım sırada takip ve tedavi ettiğim 9-10 yaşlarındaki bir hastam, yıllar sonra İstanbul Aydın Üniversitesi’nde beni ziyarete geldi. Tanımakta zorlandım, otuzlu yaşlarında bir genç “Hocam beni hatırladınız mı?” diye karşımda duruyordu. Adını ve tanısını söyleyince hemen hatırladım. İstanbul’a iş için gelmiş ve benim orda olduğumu öğrenince mutlaka görmek istemişti. “Siz benim ağrılarımı dindiren, kolumu kullanmamı sağlayan Ayşe hocamsınız, bakın işe bile girdim” deyince çok duygulanmıştım. Bence çocuk hekimliğinin en güzel yanlarından biri de hastalarınızı sağlıklı erişkinler olarak görebilmektir. Şifa dağıtabiliyorsak, çocuk ve gençlerin her zaman hatırlayabileceği kişilerden olabiliyorsak ne mutlu bizlere. 

 

İleriye yönelik projeleriniz var mıdır?

 

Öğretim üyeliği benim için oldukça önemlidir. Mesleki bilgi ve becerilerinizi etik değerlerle yoğurarak ülkemizi ileriye taşıyacak gelecek nesilleri yetiştirmek öğretim üyelerinin amaç ve görevi olmalıdır. Bu görevde en iyisini yapabilmek için uğraşmaya devam edeceğim. Sosyal sorumluluk projelerine daha çok katılmak isterim.  Yüce önder M. Kemal Atatürk’ün dediği gibi “ Eğitim, kültür ve bilgi aydınlığa açılan en geniş penceredir.” Cumhuriyetimizin 100. yılının gururunu yaşarken sağlıklı, eğitimli, kültürlü, bilgili ve çalışkan nesillerin yetiştirilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

 

Röportaj/Fotoğraf: Elif EMİROĞLU SÖNMEZ