BEYİN CERRAHİSİ: KARAR VE SORUMLULUK ALANI
Bültenimizin bu ayki sayısında, Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ali Nehir ile gerçekleştirdiğimiz röportaja yer verdik.
Mesleki birikimi, disiplinli çalışma anlayışı ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken Dr. Nehir, gerçekleştirdiğimiz röportajda beyin ve sinir cerrahisinin yüksek sorumluluk gerektiren yapısını tüm yönleriyle bizlere aktardı.
Gaziantep Üniversitesi(GAÜN) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nın güçlü ekip yapısı ve ileri düzey cerrahi uygulamaları hakkında bilgiler paylaşan Dr. Nehir, modern beyin cerrahisinin gerektirdiği güncel teknikleri başarıyla uyguladıklarını ifade etti.
Yapay zekâ ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Dr. Nehir, bu yeniliklerin cerrahi planlama ve hasta güvenliği açısından önemli katkılar sunduğunu vurguladı.
Dr. Öğr. Üyesi Ali Nehir ile gerçekleştirdiğimiz o röportajın devamı sizlerle…
Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1989 yılında Hatay’da doğdum. İlköğretim ve ortaöğretim eğitimimi Hatay’da tamamladıktan sonra Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2014 yılında mezun oldum. Mezuniyetimin ardından 2016 yılına kadar pratisyen hekim olarak mecburi hizmetimi yerine getirdim.
2016 yılında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi ihtisasına başladım ve 2022 yılında uzmanlık eğitimimi tamamladım. Uzmanlık sonrası 25 Aralık Devlet Hastanesi’nde iki yıl süreyle mecburi hizmet yaptım. Bu sürecin ardından doktor öğretim üyesi olarak Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne geri döndüm ve halen, klinik pratiğin yanı sıra eğitim ve akademik çalışmaları birlikte yürütmekteyim.
Alanınızda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Ne tür cerrahi işlemler yapıyorsunuz?
Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı olarak, modern beyin cerrahisinin gerektirdiği güncel ve kapsamlı cerrahi girişimleri başarıyla uygulayan bir kliniğiz. Beyin ve spinal cerrahi alanında, endoskopik yöntemler dâhil olmak üzere farklı cerrahi teknikleri kullanarak hastalarımıza en uygun ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarını sunmayı hedefliyoruz.
Kliniğimizi farklı kılan en önemli unsurlardan biri, güçlü ekip yapısı ve yüksek vaka çeşitliliğinin yanı sıra, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yakından takip eden dinamik bir anlayışa sahip olmamızdır. Son dönemde dünya genelinde hızla gelişen yapay zekâ uygulamalarıyla yakından ilgileniyor, bu alanda çalışmalar yürütüyorum. Yapay zekânın hekimliğin yerini alacağına inanmıyorum; ancak insan kaynaklı hataların azaltılması, cerrahi planlamanın daha güvenli hâle getirilmesi ve karar destek süreçlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir yardımcı araç olduğunu düşünüyorum.
GAÜN Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı nasıl bir ekipten oluşuyor? GAÜN Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nı farklı kılan nedir? Yenilikleriniz var mı?
Anabilim dalı başkanımız Prof. Dr. Murat Geyik, Doç. Dr. Necati Üçler ve Dr. Öğretim Üyesi Yiğit Aksoğan ile birlikte dört öğretim üyesi olarak görev yapmaktayız. Klinik olarak oldukça zorlu ve sorumluluğu yüksek bir misyon üstlenmiş durumdayız. Gaziantep ve çevre illerle birlikte yaklaşık 6–7 milyonluk bir nüfusun ileri düzey beyin ve sinir cerrahisi ihtiyacına cevap vermeye çalışıyoruz.
Birçok merkezde uygulanamayan ileri cerrahi yöntemleri kliniğimizde hayata geçirerek, kompleks vakaların tedavisini üstleniyoruz. Tanı ve tedavi yaklaşımlarımızı, ameliyat tekniklerimizi güncel literatür doğrultusunda sürekli yeniliyor ve bilimsel veriler ışığında uyguluyoruz. Yenidoğan döneminden ileri yaş grubuna kadar her yaştan hastaya müdahale edebilecek klinik ve cerrahi donanıma sahibiz.
Gelişmiş teknolojik altyapımız ve birikmiş klinik tecrübemiz, hastalarımıza en doğru ve en güvenli tedavinin uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Bunun yanı sıra, geleceğin beyin cerrahlarını yetiştiren bir klinik olarak eğitim faaliyetlerine de büyük önem veriyoruz ve bu alandaki yaklaşımımızın bir göstergesi olarak yakın zamanda “eğitimde mükemmellik” sertifikamızı almaya hak kazandık.
Nöroşirurji(Beyin ve sinir cerrahisi) sizin için ne ifade ediyor?
Beyin cerrahisi, benim için romantize edilebilecek bir meslek değil; ciddi emek, disiplin ve fedakârlık gerektiren bir alan. Uzun süren ameliyatlar, yüksek sorumluluk ve geri dönüşü olmayan kararlar bu işin doğal bir parçası.
Buna rağmen, zor bir anda hastaya umut olabilmek, şiddetli ağrıyla gelen bir hastanın rahatladığını görmek ya da ağır bir hastalıktan sonra kişinin yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığına tanık olmak, tüm bu yükü anlamlı kılıyor. Bu nedenle beyin cerrahisi benim için bir tercihten çok, sürdürülen bir sorumluluk ve bağlılık ifade ediyor.
Beyin-sinir cerrahisi konusunda en çok yaptığınız cerrahi operasyon nedir? Hastanemizdeki cerrahi yoğunluk nedir?
Kliniğimizde haftanın dört günü iki ameliyathane, bir günü ise tek ameliyathane olacak şekilde aktif cerrahi faaliyet yürütülmektedir. Bu durum, kliniğimizin yoğun ve dinamik bir çalışma temposuna sahip olduğunu açıkça göstermektedir.
Poliklinik başvuruları, acil vakalar ve 112 üzerinden kabul edilen hastalar dâhil olmak üzere geniş bir hasta grubuna yerinde ve zamanında müdahalede bulunuyoruz. Cerrahi pratiğimde beyin cerrahisinin tüm ameliyatlarını aktif olarak gerçekleştiriyor olmakla birlikte, sayısal olarak en sık spinal cerrahi girişimlerini uygulamaktayım.
Yaşam koşulları, beslenme şekilleri beyin ve sinir hastalıklarını ne derece tetikliyor?
Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite ve sedanter yaşam tarzı, pek çok hastalığın gelişimine zemin hazırlamaktadır. Özellikle omurga sağlığı açısından hareketsiz yaşam ciddi bir risk faktörüdür. Bu nedenle hastalarımıza, sporu geçici bir çözüm olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığı hâline getirmelerini öneriyoruz.
Erken tanı hastanın yaşam kalitesini ne kadar değiştiriyor?
Erken tanı, tıbbın tüm branşlarında olduğu gibi beyin ve sinir cerrahisinde de hayati öneme sahiptir. Bazı hastaların cerrahiye yönelik korkuları nedeniyle tedavilerini geciktirmesi, zaman zaman geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilmektedir. Bu durum, hekimler açısından en üzücü tabloyu oluşturan durumlardan biridir.
Son teknolojik gelişmelerle beraber beyin ve sinir cerrahisinde dünyanın geldiği yer nedir? Yapay zekâ, robotik cerrahi gibi yenilikler bu alana nasıl etki ediyor? Türkiye ve kliniğimiz bu konuda nerede duruyor?
Teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyorum. Robotik cerrahi ve yapay zekâ gibi yeniliklerin, insan tecrübesinin ve klinik sezgilerin yerini alabileceğini düşünmüyorum. Çünkü tıp yalnızca sayılar, algoritmalar ve yazılımlardan ibaret değil; deneyimle gelişen sezgi, karar verme süreçlerinde hâlâ belirleyici bir rol oynuyor.
Bu nedenle yapay zekâyı, insanın yerini alan bir unsurdan ziyade, hata payını azaltan ve karar süreçlerini destekleyen bir yardımcı araç olarak değerlendiriyorum. Ülkemiz, tıbbi uygulamalar açısından dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer almakta; aynı zamanda teknoloji üretimi konusunda da pek çok sektörde önemli ve başarılı adımlar atmaktadır.
Bu mesleğin risklerinden bahseder misiniz?
Beyin ve sinir cerrahisinin en önemli risklerinden biri, hastalarda fonksiyonel kayıp gelişmesi ve buna bağlı olarak yaşam kalitesinin azalabilmesidir. Komplikasyon riski her cerrahi girişimde mevcuttur ve bu durum tıbbın kaçınılmaz bir gerçeğidir.
Bu risklerin en aza indirilmesinde; hasta ve hasta yakınlarıyla kurulan sağlıklı iletişim, cerrahi tecrübe ve komplikasyonların etkin şekilde yönetilmesi belirleyici rol oynamaktadır.
Unutamadığınız bir anınız var mı?
6 Şubat saat 04.17’de meydana gelen depremde yaralanan hastaları ameliyat ederken ikinci depreme yakalandım. Sarsıntının uzun sürmesi nedeniyle, ben ameliyathanede kalırken diğer ekip üyelerinin dışarı çıkmasına izin verdim. O sırada hastanın ameliyat masasından düşmesini engellemek için üzerine kapandım.
O an, hem hekimlik hem de insanlık adına çok ağır bir sınavdı. Meslek hayatım boyunca unutamayacağım, sorumluluğun ne anlama geldiğini bana bir kez daha hatırlatan bir deneyim olarak hafızamda yer etti.
İleriye yönelik projeleriniz var mı?
İleriye yönelik en önemli hedefim, minimal invaziv cerrahi yöntemlerini kliniğimizde daha yaygın ve uygulanabilir hâle getirmek. Bu yaklaşımla hastalarımızda cerrahi travmayı azaltmayı, iyileşme sürelerini kısaltmayı ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyoruz.
Röportaj/Fotoğraf: Elif Emiroğlu Sönmez


